Ana Sayfa » Kültürel Etkinlikler
İSKEÇE TÜRK BİRLİĞİ'NİN HUKUK MÜCADELESİ, TRAKYA ÜNİVERSİTESİ'NDE DÜZENLENEN KONFERANSTA ELE ALINDI
Güncellenme Tarihi: 12-11-2021

Görüntüleme: 273

Yazı Boyutu:  

  


Resim Galerisi
İskeçe Türk Birliği'nin (İTB) yaklaşık 40 yıldır sürdürdüğü hukuk ve demokrasi mücadelesi Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsünce 9 Kasım Salı günü çevrim içi düzenlenen "İskeçe Türk Birliği, Yerel Mahkemelerden AİHM'e 40 Yıllık Bir Hukuk Mücadelesi" konulu panelde ele alındı.

İTB Başkanı Ozan Ahmetoğlu, Yunanistan'ın AİHM kararlarını uygulamamasıyla ilgili olarak, "Hukuka, insan haklarına inanan biri olarak eninde sonunda Yunanistan'ın uluslararası hukuku uygulamak durumunda olduğunu düşünüyorum." dedi.
Ahmetoğlu, Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Ali Hüseyinoğlu'nun moderatörlüğünde çevrim içi düzenlenen "İskeçe Türk Birliği, Yerel Mahkemelerden AİHM'e 40 Yıllık Bir Hukuk Mücadelesi" panelinde yaptığı konuşmada, İskeçe Türk Birliği'nin Batı Trakya Türk azınlığının kurduğu ilk sivil toplum örgütü olduğunu söyledi.

Ahmetoğlu, 1927 yılında kurulan İTB'nin, 1983'te Yunanistan'ın devlet politikası gereği isminde "Türk" ifadesi geçtiği gerekçesiyle kapatılma davasıyla karşılaştığını söyledi.

Tabelalılarının polis tarafından indirildiğini anlatan Ahmetoğlu, bundan sonra Yunanistan iç hukukunda 22 yıl süren bir hukuk mücadelesine giriştiklerini, 2005'te Yargıtay Yüksek Mahkemesinin birliğin kapatılması kararını onaylaması sonrası durumu AİHM'e taşıdıklarını ifade etti.

Ahmetoğlu, AİHM'in 27 Mart 2008'de Yunanistan'ı "kapatma kararı" nedeniyle mahkum ettiğini, söz konusu karar üzerine İTB olarak resmi ve yasal statülerinin iade edilmesi talebinde bulunduklarını belirtti.

"Batı Trakya Türkleri nasıl uygulamalara maruz kalıyor diye merak edenler İskeçe Türk Birliğinin 38 yıllık mücadelesine baksın." diyen İTB Başkanı, kararın üzerinden 13 yıl geçmesine rağmen Yunanistan'ın ne yazık ki AİHM'nin kararlarını uygulamadığını vurguladı.

"YUNANİSTAN'IN AMACI BİRİKİMİ YOK ETMEK"
Yunanistan'ın derneklerin resmi ve yasal statülerini ellerinden alarak her şeyden önce Batı Trakya Türk Azınlığı'nın sivil toplum kuruluşu birikimini yok etmeyi amaçladığını belirten Ahmetoğlu, "Kültürel zenginliğimizi ayakta tutan kurumsal yapımızı bir anlamda bir 'yasa dışılığa' itmiştir. İsminde Türk kelimesi olan İskeçe Türk Birliği, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği, Gümülcine Türk Gençler Birliği'ni yaşatmak Yunanistan devleti nezdinde yasa dışı olay olarak görülmeye başlanmıştır. " dedi.

Yunanistan'ın uluslararası hukuku uygulayıncaya kadar, derneklerinin resmi statülerini iade edene kadar mücadeleye devam edeceklerini vurgulayan Ahmetoğlu şöyle konuştu:

"Yunanistan neden bu kararları uygulamıyor derseniz, Yunanistan toplumunun, özellikle Yunanistan yöneticilerinin Türk algısıyla ilgili Yunanistan'ın bir Türk fobisi, Türkiye fobisi var. Kendi tarihiyle ilgili, kendi milli kimlik bilinciyle ilgili ciddi anlamda bir sorun olduğunu düşünüyorum.

Önümüzdeki dönemde Yunanistan'ı Türk fobisinden, kendi yarattıkları algıdan kurtarabilecek politikacıların gelmesini temenni ediyorum. Hukuka, insan haklarına inanan biri olarak eninde sonunda Yunanistan'ın uluslararası hukuku uygulamak durumunda olduğunu düşünüyorum. Demokrasi ve hukuktan ayrılmadan mücadelemize devam edeceğiz."

"YUNANİSTAN KARARLARI UYGULAMAK ZORUNDA"
İTB Avukatı Ahmet Kara da Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin, artık Yunanistan'a yolun sonuna gelindiğini, oyalama politikalarının geçerli olmayacağını kısa süre sonra net bir şekilde belirteceğini düşündüğünü ifade etti.

Kara, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne göre taraf devletlerinin AİHM kararlarını uygulamakla yükümlü olduklarının ortada olduğunun altını çizerek şöyle konuştu:

"Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 46. maddenin 4. fıkrasına ısrarla devletler, uyarılarına rağmen kararları uygulamama yönünde hareket ettikleri takdirde hangi yaptırımlar geleceği ortadadır. Ki en son aşama Avrupa Konseyi'nden atılmadır. Bu devlet için çok önemli bir yaptırımdır, hele hele demokrasinin beşiği olduğunu iddia eden ülkemiz Yunanistan için kocaman bir ayıp olacaktır. Ben bu doğrultuda Yunanistan'ın eninde sonunda kararları uygulamak zorunda kalacağını, bırakılacağını düşünüyorum."